FİGÜRANLI SİYASET: ALKIŞLAR ÜCRETE DAHİL!
FİGÜRANLI SİYASET: ALKIŞLAR ÜCRETE DAHİL! Siyaset bilimi liberalizm, sosyalizm, muhafazakârlık, milliyetçilik ve sosyal demokrasi gibi ideolojileri anlatır. Fakat bizim siyasi literatürde yeterince incelenmeyen çok güçlü bir ideoloji daha vardır: Koltukçuluk! Bu ideolojinin sağı, solu, muhafazakârı, milliyetçisi olmaz. Çünkü koltuğun ideolojisi değil, ergonomisi önemlidir. Bir kere oturdunuz mu kalkmak zordur.
Türk siyaseti uzun zamandır büyük bir tiyatro sahnesine benziyor. Fakat bizimki klasik tiyatrodan ziyade, senaryosu sabah yazılıp öğleden sonra değişebilen bir orta oyunu görünümünde.
Siyaset bilimi liberalizmden sosyalizme, muhafazakârlıktan milliyetçiliğe pek çok ideolojiyi anlatır. Ancak Türkiye siyasetinde yeterince incelenmeyen başka bir akım daha vardır: Koltukçuluk!
Bu ideolojinin sağı, solu, merkezi yoktur. Çünkü koltuk ergonomiktir; bir kere oturan kolay kolay kalkmak istemez. Parti değişir, rozet değişir, slogan değişir ama koltuk sevgisi değişmez.
25 Temmuz 2026 tarihinde ise siyaset sahnesinde yeni bir kavramla karşılaştık: “Katılımcı demokrasi ve figüranlık.”
İddia edilen tabloya göre salon dolu, kameraların göreceği sandalyeler eksiksiz, alkışlar hazırdır. Çünkü siyasette bazen kaç kişinin gerçekten inandığı değil, kameranın kaç kişiyi alkışlarken gördüğü önemlidir.
Hayali sahnemizde bir amca yanındakine sorar:
“Evladım, biz niye geldik?”
Cevap hazırdır:
“Bilmiyorum amca. Minibüse bindirdiler, kumanyayı verdiler. Öndekiler alkışlayınca biz de alkışlayacağız.”
Derken siyasetçi kürsüye çıkar. Konu oldukça iddialıdır: Ahlak, dürüstlük, şeffaflık ve temiz siyaset!
“Bizim parayla pulla işimiz olmaz!”
Alkış...
“Kimseyi menfaat karşılığında yanımızda tutmayız!”
Daha büyük alkış...
Ardından siyasi aklanma seansı başlar:
“Bize çeşitli iddialar yöneltiyorlar ama biz tertemiziz!”
Bir figüran arkadaşına eğilir:
“Adam hem sanık hem hâkim hem de avukat olmuş.”
Arkadaşı uyarır:
“Sen alkışına bak. Fazla düşünmek organizasyona dâhil değil!”
Siyasetçi kürsüde coşmaya devam eder.
Ahlak, dürüstlük, şeffaflık ve temiz siyaset!
“Bizim parayla pulla işimiz olmaz!”
Alkış...
“Kimseyi menfaat karşılığında yanımızda tutmayız!”
Daha büyük alkış...
Ardından siyasi aklanma seansı başlıyor:
“Bize çeşitli iddialar yöneltiyorlar ama biz tertemiziz!”
İşte trajikomedi tam burada başlıyor.
Çünkü siyasetçi kürsüde kendisini aklayabilir. Salona alkışlatabilir. Sosyal medyada görüntüleri binlerce kez paylaşabilir. Fakat toplumun vicdanında başka bir mahkeme vardır.
Orada alkış delil, slogan beraat kararı değildir.
Mesele tam da burada düğümleniyor. Siyasette insanları toplantılara ücretle taşıma veya organize alkış iddiaları doğruysa, bunun karşısına dürüstlük ve temiz siyaset söylemini koymak ciddi bir çelişki yaratır.
Çünkü insan kendi kürsüsünde kendisini aklayabilir, hazırlanan salona alkışlatabilir, görüntüleri sosyal medyada binlerce kez dolaştırabilir. Ancak toplumun vicdanında işler başka yürür.
Üstelik Türk siyasetinin başka bir klasiği daha vardır: Yeni parti, eski oyuncular.
Tabela yeni, logo yeni, slogan yeni...
Kuruculara bakıyorsunuz: Eski milletvekilleri, eski bakanlar, eski yöneticiler ve birkaç parti dolaşmış siyasetçiler...
Slogan:
“Yepyeni bir başlangıç!”
Vatandaşın sorusu ise basit:
“Başlangıç yeniyse, başlayanlar neden hep eski?”
Siyasetin figüranı bulunabilir, alkışı organize edilebilir, salon doldurulabilir.
Ama unutulmamalıdır:
Halkın vicdanına figüran tutulamaz.
Hüseyin Ayhan
Sosyolog – Hemşire – Aile Danışmanı







Benzer Haberler
SON DAKİKA | MGK toplantısı sona erdi! 8 maddelik bildiri yayımlandı; 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' vurgusu
Fon soruşturmasında 3 yatırım bankası ve 2 faktoring şirketi TMSF’ye devredildi
Psikolog Nurselen’i öldüren sanığın cezası belli oldu!
İstanbul sahilinde İHA alarmı! Patlatılarak etkisiz hale getirildi
Sigorta Birliği'nden BES açıklaması: Herhangi bir sistematik sorun bulunmamaktadır
Fon soruşturmasında 5. dalga operasyon! 34 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi
Dilan Polat Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla gözaltına alındı
Eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı