Sağlık Çalışanının Sağlık Çalışanına Yaptığını Düşman Yapmaz!
2009 yılında bir yazı kaleme almıştım: “Sağlık çalışanının sağlık çalışanına yaptığını düşman yapmaz.” Aradan tam 17 yıl geçti. Bugün bir sendika yöneticisinin, hemşireleri “eğitimsizlik” üzerinden hedef alan açıklamasını okuyunca açıkçası hiç şaşırmadım. Çünkü sağlık sisteminin lokomotifinin yalnızca hekim olarak görüldüğü, yönetsel yapının büyük ölçüde hekim merkezli şekillendiği bir sistemde, farklı bir bakış açısının ortaya çıkmasını beklemek zaman zaman abesle iştigal gibi görünüyor. Ancak burada asıl mesele hekimlik ya da hemşirelik yarıştırmak değildir. Asıl mesele sağlık sistemidir.
Eğitim Sorunu Sadece Hemşirenin Sorunu Değildir
Eğitim sorunu yalnızca hemşirelerin değil, Türkiye'nin sorunudur.
Ben meslek hayatım boyunca anatomik duruşu yeterince bilmeyen, organların birbirleriyle olan komşuluklarını bilmeyen, laboratuvar sonuçlarını ve testlerin klinik anlamlarını değerlendirmekte zorlanan çok doktora rastladım.
Referans aralıklarına bakıp testlerin klinik bağlamını değerlendiremeyenleri gördüm.
İlaç uygulamalarında endikasyon, doz, uygulama yolu ve hasta özelliklerinin önemini göz ardı eden yaklaşımlara şahit oldum.
SF içerisine bazı ilaçların gelişigüzel eklenmesini öneren, hipotansif hastaya klinik durumunu yeterince değerlendirmeden IV ilaç öneren yaklaşımlar da gördüm.
Bunlar çoğaltılabilir.
Fakat ben buradan hareketle “Bütün hekimler eğitimsizdir” demiyorum.
Tam tersine; İşinin ehli, bilgili, vicdanlı ve mesleğinin hakkını veren hekimleri tenzih ederek söylüyorum.
Çünkü mesele meslek gruplarını birbirine düşürmek değil, sağlık hizmetinin niteliğini tartışmaktır.
Diplomayı Sorgulamak Sizin Göreviniz Değil
Bir sendika yöneticisi olarak hemşireleri “eğitimsizlik” üzerinden hedef göstermek, sağlık hizmetinin gerçek sorunlarını görmezden gelmenin en kolay yollarından biridir.
Hemşireler bugün; lisans, yüksek lisans, doktora, uzmanlık ve sürekli mesleki eğitimlerle mesleklerini geliştirmeye devam ediyor. Dolayısıyla asıl sorgulanması gereken; Bu emeği ve uzmanlığı neden yeterince değerlendiremeyen bir sağlık sisteminin var oluşudur.
Diplomayı vermek, eğitimi denetlemek ve mesleki yeterlilikleri değerlendirmek sizin şahsi göreviniz değildir. Bunun için Sağlık Bakanlığı ve ilgili mevzuatla belirlenmiş yetkili kurumlar vardır.
Siz de yanılmıyorsam 1219 sayılı kanun çerçevesinde mesleki faaliyetiniz açısından zaten bu sistemin verdiği yetkiler ve kurallar içerisinde hareket ediyorsunuz. O halde hemşirelerin eğitimini sorgulamak yerine, tarafınızdan biraz da sistemin eğitim politikalarını, istihdam politikalarını ve yönetsel tercihlerini sorgulamak gerekmez mi?
Hemşirenin eğitimini sorgulamak kolaydır.
Hemşirenin emeğinin karşılığını vermek zordur.
Hastanede Kimse Tek Başına Sağlık Hizmeti Vermiyor
Hastanede 24 saat omuz omuza çalışan meslek gruplarını birbirinin karşısına koymak yerine herkes önce kendi sorumluluğunun hesabını vermelidir.
Hekim hekimin sorumluluğunu, hemşire hemşirenin, sağlık teknikeri kendi görev alanının, yönetici ise yönettiği sistemin sorumluluğunu taşımalıdır.
Çünkü hasta yatağında tedavi beklerken “Ben doktorum, sen hemşiresin” anlayışı değil;
“Biz hastanın hayatından sorumluyuz” anlayışı kazanmalıdır.
Kısaca; Hemşire sizin eleştiri malzemeniz değildir.
Hemşire, sağlık sisteminin taşıyıcı güçlerinden biridir. Bunu özellikle tekrar hatırlatmak isterim.
Sayın Başkan! Söylediklerinizin Bir De Diğer Tarafı Var
Başkan demeye dilim varmıyor ama demek zorunda hissediyorum.
Yaptığınız açıklamada “acil polikliniği” ifadesini kullanıyorsunuz.
Resmî sağlık yapılanması açısından kullanılan terminoloji konusunda zaten ayrıca tartışılabilecek noktalar var.
Acil polikliniği neresi? “ Yoksa Acil Servis mi” diyorsunuz?
Çünkü ben ülkemizde Acil Poliklinik görmedim!
Peki sırayla devam edelim;
Siz bu olaya Nerede/Hangi ilde, hangi hastanede, hangi tarihte, hangi şartlarda, hangi uygulamaya şahit oldunuz?
Eğer gerçekten insan hayatını ilgilendiren, hasta güvenliğini tehdit eden bir durum gördüyseniz sorum şu:
Neden resmî işlem başlatmadınız?
Madem böyle ciddi bir olay yaşandığını düşünüyorsunuz, neden bu olayı ilgili mercilere taşımadınız?
Eğer taşımadıysanız ve elinizde somut bir belge veya kayıt yoksa, ispatı mümkün olmayan bir olay üzerinden bütün bir meslek grubunu hedef alan açıklamalar yapmak hangi meslek etiğine sığar?
Size bir çağrım var gelin; “Şov Değil, Sağlık Hizmeti Konuşalım”
Bazen sağlık sorunlarının kendisini konuşmak yerine, dikkat başka bir noktaya çekiliyor.
Şov, reklam ve sosyal medya görünürlüğü sağlık hizmetinin kalitesini artırmaz.
Benim önerim çok basit:
Geliniz sağlık çalışanlarını birbirine düşürmek yerine sağlık sisteminin gerçek problemlerini konuşalım.
*Personel yetersizliğini konuşalım.
*İş yükünü konuşalım.
*Mesleki yetki ve sorumluluk karmaşasını konuşalım.
*Hasta güvenliğini konuşalım.
*Eğitim kalitesini konuşalım.
*Denetim mekanizmalarını konuşalım.
*Liyakatsizliği konuşalım.
*Yönetsel hataları konuşalım.
*Ve elbette her meslek grubunun kendi içindeki sorunları da cesaretle tartışalım. Varmısınız?
Pardon! Hekimlik Eleştirilemez Bir Meslek Değildir
Son yıllarda akademik unvanların, uzmanlıkların ve diplomaların nasıl elde edildiği konusunda kamuoyunda çeşitli tartışmalar yaşanıyor.
Tezlerin niteliğinden akademik liyakate, uzmanlık eğitimlerinden sınav sistemlerine kadar pek çok konu tartışılabilir ve tartışmaya açılmalıdır da…
Ancak burada da aynı ilkeyi savunuyorum:
Birkaç kötü örnek üzerinden bütün hekimleri suçlayamayacağımız gibi, birkaç yetersiz sağlık çalışanı üzerinden bütün hemşireleri de suçlayamayız.
Ben nasıl bütün hekimleri aynı kefeye koymuyorsam, sizlerden de aynı hassasiyeti hemşireler için de bekliyorum.
Acil Serviste Yaşanan Gerçekleri Kim Konuşacak?
İşinin ehli hekimleri tekrar tenzih ederek söylüyorum:
Acil servislerde EKG değerlendirmesinde zorlanan, klinik bulgularla laboratuvar sonuçlarını birlikte değerlendiremeyen, bazı ciddi tabloları gözden kaçıran sağlık çalışanlarına rastlanabiliyor.
Bazen ciddi bir kardiyak tablonun farklı bir rahatsızlık olarak değerlendirilmesi ve hastanın başka bir tanıyla gönderilmesi gibi durumların yaşandığı da meslek hayatımızda görülebiliyoruz.
İişin hakkı ile yapan kimse yazdıklarımı üzerine alınmasın! Burada suçlu olan meslektaşlarını idarelere karşı savunamayan SAĞLIK BAKIM HİZMETLERİ MÜDÜRLERİDİR. Ne yazık ki ait oldukları koltuklarının Müdürlüklerinin hak ve hukukunu bilmedikleri için ne yazık ki Başhekimlik ve Yardımcılarına yem olarak sunulmaktadır. Sağlık Hizmetleri sunan sağlık personeline; İdari Mali işler, Otelcilik hizmetleri müdürleri nasıl direktif verip sağlık hizmeti sunmalarını isteye bilir.
İşte bunlara karşı durmayan Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürleri yüzünden bunlar yaşanıyor ve doktorlar ne yazık ki bu saldırıları yapabiliyor.
Bunları konuşmayacak mıyız?
Yaralı hastaya gerekli müdahaleyi yapma konusunda yeterli deneyimi olmayan bir hekimin, dikiş gibi işlemleri başka sağlık memurlarına, hemşirelere yaptırdığı iddialarını da konuşmayacak mıyız? Bugün Anadolu illerinin çoğunda bu tabloyu görmek mümkündür.
Hastayı yeterince değerlendirmeden yatış kararı verilmesi,
yanlış order yazılması,
pediatrik ilaç dozlarının hesaplanmasında temel farmakolojik bilginin yerine yalnızca programa güvenilmesi,
ilaçların yanlış dozda veya yanlış uygulama yoluyla verilmesi gibi riskleri de konuşmayacak mıyız?
Elbette konuşacağız.
Ama bunu yaparken de “Bütün doktorlar böyledir” demeyeceğim ve meslektaşlarımda böyle demeyecek.
Çünkü mesleğin onurunu birkaç kötü örnek belirlemez.
Sizden Önce Emeğe Saygı Bekliyoruz
Buradan bütün sendikalara açık bir çağrı yapmak istiyorum:
Hemşirenin emeğine, eğitimine, mesleki onuruna ve sağlık hizmetindeki yerine dokunan her söylemin karşısında durmak zorundasınız…
Sağlık çalışanlarını birbirine karşı konumlandırmayın.
Çünkü bundan en fazla zarar gören yine hasta olur.
Bu zihniyeti yıllar önce farklı platformlarda da gördük.
Bugün aynı yaklaşımın başka bir biçimde yeniden ortaya çıkmasını istemiyoruz.
Sayın Başkan;
Hemşireyi küçümseyerek sağlık sistemi düzelmez.
Hekimi küçümseyerek de düzelmez.
Hemşire,Sağlık teknikeri, ebe, ATT, teknisyen, sağlık memuru ya da başka bir sağlık çalışanını değersizleştirerek hiç düzelmez.
Sağlık sistemi; liyakatle, bilimle, eğitimle, denetimle, adaletle ve emeğe saygıyla düzelir.
Bu nedenle sizi ve sağlık sistemine yalnızca hekim merkezli bakan herkesi bir kez daha: “EMEĞE SAYGIYA” DAVET EDİYORUM.
Çünkü sağlık hizmetinin gerçek sahibi tek bir meslek grubu değildir.
Hasta başında verilen mücadele hepimizin ortak mücadelesidir.
Ve unutmayın:
Sağlık çalışanının sağlık çalışanına yaptığını düşman yapmaz.
Ama sağlık çalışanının sağlık çalışanını değersizleştirmesi, sağlık sisteminin tamamını zayıflatır.
Hüseyin Ayhan
Hemşire –Sosyolog– Aile Danışmanı







Benzer Haberler
İstanbul sahilinde İHA alarmı! Patlatılarak etkisiz hale getirildi
Sigorta Birliği'nden BES açıklaması: Herhangi bir sistematik sorun bulunmamaktadır
Fon soruşturmasında 5. dalga operasyon! 34 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi
Dilan Polat Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla gözaltına alındı
Eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı
Fon krizinde sürpriz isim! Nihat Zeybekci de mağdur çıktı
Araç sahipleri dikkat! Bu gece tarihin en büyük zammı geliyor
Altında oyun değişiyor! Kritik süreç kapıda