Telefon
WhatsApp
Nereye Gidiyoruz? Bu Öfkenin Sebebi Ne?

Son yıllarda eğitim ve sağlık kurumlarında artan şiddet ve ölümle sonuçlanan olaylar, bireysel davranışların ötesinde, derin sosyolojik ve toplumsal dinamiklerin bir yansımasıdır. Bu durumu yalnızca televizyon dizileri, dijital oyunlar ya da ekran etkisiyle açıklamak, sorunun sadece görünen yüzüne odaklanmak anlamına gelir. Oysa şiddet; aileden topluma, ekonomik koşullardan kültürel yapılara kadar birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan çok boyutlu bir olgudur.
Medyanın etkisi elbette göz ardı edilemez. Şiddetin dizilerde, filmlerde ve sosyal medyada sıkça yer alması, özellikle genç bireylerde normalleşmeye ve model alma davranışına yol açabilmektedir. Ancak aynı içeriklere maruz kalan herkesin şiddete yönelmemesi, bu etkinin tek başına belirleyici olmadığını gösterir. Asıl mesele, bireyin bu içerikleri nasıl anlamlandırdığı ve hangi sosyal ortamda yetiştiğidir.
Bu noktada aile, en temel belirleyici unsurdur. Aile içindeki iletişim eksikliği, sevgi ve saygı ortamının zayıflığı, çocukların sağlıklı duygusal gelişimini engeller. Özellikle aile içi şiddete tanık olan ya da maruz kalan bireyler, şiddeti bir problem çözme yöntemi olarak içselleştirebilir. Ayrıca ebeveynlerin rehberlik rolündeki zayıflama, gençlerin dış etkilere daha açık hale gelmesine neden olur. Modern yaşamın getirdiği “başarı odaklı” yaklaşım ise empatiyi geri plana iterek rekabeti keskinleştirmektedir.
Toplumsal düzeyde ise ekonomik eşitsizlikler, işsizlik, gelecek kaygısı ve adaletsizlik algısı bireylerde öfke birikimine yol açmaktadır. Bu birikim, çoğu zaman şiddet olarak dışa vurulur. Bununla birlikte, giderek artan bireyselleşme ve yalnızlaşma, sosyal bağları zayıflatmakta ve bireylerin kendilerini daha güvensiz hissetmelerine neden olmaktadır. Bu da şiddete zemin hazırlayan bir diğer önemli etkendir.
Toplumdaki kutuplaşma ve ayrıştırıcı dil de şiddeti besleyen unsurlar arasındadır. Siyasi, ideolojik ve inanç temelli ayrımların keskinleşmesi, “biz” ve “onlar” algısını güçlendirmekte, farklılıklara karşı tahammülsüzlüğü artırmaktadır. Sosyal medya ise bu kutuplaşmayı daha da derinleştiren bir “yankı odası” işlevi görerek nefret söylemlerini yaygınlaştırmaktadır. Böyle bir ortamda yetişen gençlerin, sorunlarını diyalog yerine çatışma yoluyla çözmeye yönelmesi kaçınılmaz hale gelmektedir.
İnanç temelli yapılar, özellikle tarikat ve cemaatler de bu süreçte etkili olabilmektedir. Bu yapılar bazı durumlarda aidiyet duygusu sağlasa da, eleştirel düşüncenin zayıfladığı, sorgusuz itaatin benimsendiği ortamlarda bireyler manipülasyona açık hale gelir. Eğer bu yapılar farklılıkları tehdit olarak gören bir anlayışı besliyorsa, bu durum şiddetin zeminini güçlendirebilir. Özellikle kimlik arayışı içindeki gençler, bu tür yönlendirmelere daha açık durumdadır.
Eğitim sisteminin yapısı da önemli bir faktördür. Sadece akademik başarıya odaklanan ve değerler eğitimi, empati, iletişim becerileri gibi alanları ihmal eden bir sistem, bireyleri sosyal sorunlarla baş etme konusunda yetersiz bırakmaktadır. Okullarda artan şiddet olayları, bu eksikliğin somut bir göstergesidir. Ayrıca toplumda adalet duygusunun zayıflaması ve cezasızlık algısının yaygınlaşması da şiddeti teşvik eden bir unsur haline gelmiştir. Kuralların eşit uygulanmadığına dair inanç, bireyleri kendi adaletlerini sağlamaya yöneltebilir.

Kısaca özetlersem;, eğitimde ve sağlıkta artan şiddet olayları tek bir nedene indirgenemez. Bu durum; aile yapısından toplumsal dile, ekonomik koşullardan eğitim sistemine kadar birçok faktörün etkileşimiyle ortaya çıkmaktadır. Çözüm de bu nedenle bütüncül olmalıdır. Ailelerin bilinçlendirilmesi, eğitim sisteminde değerler ve empati odaklı yaklaşımların güçlendirilmesi, toplumsal kutuplaşmanın azaltılması ve eleştirel düşüncenin teşvik edilmesi büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda öğretmenlik mesleğinin saygınlığının artırılması ve adalet duygusunun yeniden tesis edilmesi gerekmektedir.
Unutulmamalıdır ki, okullarda ortaya çıkan şiddet, yalnızca bireylerin değil, tüm toplumun ruh halinin bir yansımasıdır. Bu nedenle çözüm, sadece kurumlara değil; aileye, topluma ve yönetenlere kadar uzanan ortak bir sorumluluk anlayışıyla mümkündür.

Ayhan Aile Sağlık Danışmanlık3

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Ayhan Aile Sağlık Danışmanlık4

Puan Durumu

 OGBMAYAVP
1.GALATASARAY A.Ş.33245477294877
2.FENERBAHÇE A.Ş.332110274344073
3.TRABZONSPOR A.Ş.33209461362569
4.BEŞİKTAŞ A.Ş.33178857381959
5.GÖZTEPE A.Ş.331413642291355
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ33159956342254
7.SAMSUNSPOR A.Ş.33121294345-248
8.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.331010134450-640
9.TÜMOSAN KONYASPOR331010134248-640
10.CORENDON ALANYASPOR33716104039137
11.KOCAELİSPOR33910142637-1137
12.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.33910144256-1437
13.İKAS EYÜPSPOR3388173045-1532
14.KASIMPAŞA A.Ş.33711153249-1732
15.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ3387183347-1431
16.HESAP.COM ANTALYASPOR3378183255-2329
17.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK3376202953-2427
18.ZECORNER KAYSERİSPOR33512162561-3627

Reklam

kitaphanem

Yazarlarımız

Nöbetçi Eczaneler

Anket

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği